Sosyal medya platformları bireylere kendilerini yeniden üretme, görünür olma ve ideal bir kimlik oluşturma imkânı sunmaktadır. Dijital ortamda bireyler, çoğu zaman gerçek yaşamlarından daha mutlu, başarılı, estetik ve kusursuz bir kimlik sergilemeye yönelmektedir. Ancak bu durum, bireyin gerçek benliği ile dijital kimliği arasında psikolojik bir çatışma oluşturabilmektedir. Bu çalışma, sosyal medyada kimlik inşası sürecinin bireyin yalnızlık hissi üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada özellikle bireylerin sürekli olarak beğenilme, onaylanma ve görünür olma arzularının ruhsal sonuçları değerlendirilmektedir. Sosyal medya ortamlarında oluşan karşılaştırma kültürü, bireylerde değersizlik hissi, yetersizlik algısı, sosyal kaygı ve aidiyet problemleri meydana getirebilmektedir. İnsanlar başkalarının seçilmiş ve idealize edilmiş yaşamlarını gördükçe kendi yaşamlarını eksik ve sıradan algılayabilmektedir. Bu durum, bireyin içsel huzurunu zayıflatmakta ve psikolojik yalnızlık hissini artırabilmektedir. Ayrıca dijital ortamda çok sayıda takipçi veya bağlantıya sahip olmak, gerçek anlamda duygusal yakınlık ve samimi iletişim kurulduğu anlamına gelmemektedir. Bu nedenle bireyler, çevrimiçi olarak oldukça aktif görünmelerine rağmen derin bir yalnızlık yaşayabilmektedir. Çalışma, dijital çağda kimlik üretimi ile psikolojik yalnızlık arasındaki ilişkiyi sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla ortaya koymayı hedeflemektedir. Ayrıca sağlıklı dijital kullanım alışkanlıklarının geliştirilmesi, gerçek sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi ve bireyin ruhsal dengesinin korunması açısından bilinçli sosyal medya kullanımının önemine dikkat çekilmektedir.